• https://www.facebook.com/izmirdiyanet-sen.org
  • https://www.twitter.com/nail hoca çelik
  • https://www.youtube.com/nail hoca çelik
TAM BAĞIMSIZ YOLUNDA İLERLERKEN

Tarihler 2 Ocak 1924 gösteriyordu. Yedi düvele karşı kurtuluş savaşını kazanmış bir milletin bağımsızlığının göstergesi olan 394 sayılı yasa TBMM’de kabul edilmiş adeta verilen kurtuluş mücadelesinin karşılığı hak edilen kazanım olarak sunulmuştu. Kendisi bayram olanın haberi de bayram yaşatmıştı aziz milletimize. Öyle bir yasaydı ki bu zamanın sahibinin insana verdiği en büyük sermayesini özgürce kullanmasının önü açılıyor, bağımsızlık uğruna verilen şehitlerin, çekilen acıların karşılığı tam bağımsızlık ilanı olarak alınıyordu. Asırlardır çalışma hayatlarını kendi kutsal saydıkları günlere göre düzenleyenler gibi bizde dinlenme günümüzü inancımızın bize haftalık bayram olarak hediye ettiği mübarek saydığı güne göre düzenlemiştik. Cuma günü resmî tatil ilan edilmişti. Bu olay basit gibi görünse de bir milletin asıl gücünü aldığı inancına göre yaşama biçimini ifade ediyordu. Yani sadece çalışma veya tatil kelimelerindeki söylem kolaylığı kadar basit değildi. Çok sürmedi bu sevinç, çeşitli iktisadi ve ekonomik bahaneleri batıya ayak uydurma hevesleri girdabında milletimizin elinden alınıverdi. Batının beslemesi azınlıkların çoğunluğu dizayn etmesinden başka bir şey değildi. Kurtuluş zaferini kazananlara rağmen kaybedenlerin inancının gereklerine göre toplum hayatı dizayn ediyordu. Mandacılık fikirlerinin reddedildiği her türlü himaye ve tahakkümün son bulduğu tam bağımsız bir devlet olmak uğruna verilen kurtuluş mücadelesi zaferle sonuçlansa da öz yurdunda garip öz yurdunda parya olmak dayatılmıştı. Milletimizin inancından gelen diğer bağları gibi azar azar koparılan bir bağ oluvermişti. Adeta solunum cihazına bağlı yaşayan bir hastanın oksijen tüpünün içine zehir sıkılıyordu. Fark ettirmeden hissettirmeden sen bağımsızsın diyerek sinsice kendilerine bağımlı hale getiriyorlardı. Ülke olarak yıllar sonra her alanda kurtuluş savaşının bir benzerini yaşadığımız yerli ve milli olma yolunda büyük adımlar attığımız bu günlerde bizden azar azar alınanları tekrar sahiplenme günlerine geldik elhamdülillah.

Gücünü inancından alan bu milletin inancının hediyesi olan Cuma bayramını tam bağımsızlığının ilanı olarak sunma zamanı bu gün değil de ne zamandır?

İslam alimleri haftada bir gün tatil olacaksa o gün cuma günü olmalı demişlerdir. Çünkü Cuma günü zamanı yaratıp en kıymetli sermaye olarak insana tahsis eden yaratıcının kıymet verdiği bir gündür. Allah katındaki yegane din olan İslam’ın müntesiplerine haftalık bayram ilan edilen gün Cuma’dır. Cuma gününü çalışmaya tahsis edip Yahudilerin ve Hristiyanların kutsal saydıkları günlerde dinlenme ve tatil yapmak çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede yaşayan Müslümanların değerlerini hiçe saymak anlamına gelmektedir. Ülkemizde çalışan kesime Cuma günü sadece cuma namazı kılacak kadar müsaade eden düzenlemeler yapmak, ölmeyecek kadar yiyecek ve içecek verilen mahkum misaline benzemektedir. İşverenin güdümünde bayramdan bahsetmek ne kadar mümkün olabilmektedir. Mevcut durumda Müslümanlar için cuma günü ekstra zorlukların yaşandığı gün olmaktadır.

Bir diğer yandan milli ve manevi değerlerimize gereken hassasiyeti göstererek genç neslin önlenemez bir şekilde deizme kaydığı, yolunu yönünü kaybettiği manevi bilincin yok olduğu acı gerçeğine bir reçete olarak sunulmalıdır. Örgün olarak okullarda eğitim gören yavrularımız neredeyse üniversite mezunu oluncaya kadar serbest bir şekilde Cuma namazı kılamadan büyüyüp yetişmektedir. Haftalık bayramının farkına varmadan, doğru dürüst cuma kılamadan büyümüş olan gençlerden dindar bir nesil yetiştirmek ne kadar mümkün olacaktır. Mevcut durumdaki eğitim ve çalışma hayatı dinimiz İslam’ın taviz vermeksizin emrettiği Cuma namazını itibarsızlaştırmakta ve değersizleştirmektedir. İslam ülkesinde vazife yapan devlet ricali büyük vebal altında kalmaktadır. Müslüman devlet ricali Yahudi ve Hristiyanların kutsal gününe önem verip ibadetlerini kolaylaştırmak uğruna Müslüman'ın haftalık bayramını yok sayıp Cuma namazını kılmalarını zorlaştırdığı bu uygulamada hesap gününde davalı duruma düşeceğinden korkmalıdır. Ayasofya’nın özgürlüğüne kavuştuğu gibi Cuma günlerimizde tatil ilan edilip milletimize Allah’ın bayram olarak verdiği günü hediye etme vaktidir.

Kadim geleneğimize ve İslam’ın emrine göre Cuma günü Müslümanlar için maddi ve manevi yönden bakım dinlenme ve temizlenme günüdür. Hastaların ziyaret edildiği, akrabaların bir araya geldiği, yaşlı genç tüm kesimlerin camide rahatça buluşmasının sağlandığı bu mübarek günün ülkemiz için farklı bir bereket getireceği göz ardı edilmemelidir.

Sanayileşmenin ardından teknoloji çağına hızla geçilen dünyada eğitim ve çalışma hayatı yeni duruma göre dizayn edilirken Cuma gününün resmi tatil olması sağlanmalıdır. Cuma ve Cumartesi haftalık resmi tatil pazar günü ise mesainin başladığı serbest çalışma ve uzaktan eğitimin yapıldığı gün olarak ayarlanabilir. Pandemi süreci içerisinde kazanılan tecrübeler yeni imkanlarla birlikte ülkemiz, milletimiz ve Müslümanlar hayrına fırsata çevrilebilir. Böylece kendisine dayatılanı yapan değil, değerleriyle barışık kendini gerçekleştiren devletimizin tam bağımsızlığının bir göstergesi olarak özgürlüğüne ve bağımsızlığına inanan dindar nesiller can suyu bulacaktır. Asli kimliğinin gereğini yerine getiren Müslüman Türk milleti, ümitsizliğin ardındaki ümit, karanlığın ardındaki güneş olduğunu tüm dünyaya göstermiş olacaktır.

Ne demişti bayrak şairimiz:

Bize bir nazar oldu Cumamız Pazar oldu

Ne olduysa hep bize azar azar oldu

Ne şöhretten hastayız, ne de candan hastayız.

Ne ruhça ne vücutça ne de kandan hastayız

Avrupa’ya bir değil iki pencere açtı

Uzun yıllardan beri cereyandan hastayız

Batı batı diyerek eyvah hep batıyoruz....

Arif Nihat Asya

  
41 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam15
Toplam Ziyaret456197
ÜYELİK

DİYANET TV
SİTE MENÜSÜ