• https://www.facebook.com/izmirdiyanet-sen.org

HAYATIN KALBİ CAMİLER

Camiler ve Din Görevlileri Haftası münasebeti ile yazılı bir açıklama yapan Diyanet-Sen Genel Başkanı Mehmet Bayraktutar, İslam medeniyetinin cami odaklı bir medeniyet olduğunu belirterek “Camiyi ve cemaati sevk eden din görevlilerimiz aynı zamanda b

Toplum açısından son derece önemli olan camiler ve din görevlilerinin toplumdaki yeri ve önemine dikkat çekmek, onların gerçek işlevini ortaya koymak, sıkıntılarını dile getirmek ve çözüm önerileri sunmak, camilerin daha işlevsel hale gelmesini sağlamak gibi ihtiyaçlar “Camiler ve Din Görevlileri” haftasının kutlanmasına zemin hazırlamıştır. Toplumsal bir ihtiyaçtan doğan Camiler ve Din Görevlileri Haftası 1986 yılından beri 1-7 Ekim tarihleri arasında kutlanmaktadır. Her yıl yeni bir tema ile kutlanan Camiler ve Din Görevlileri Haftası bu yıl Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından belirlenen “Cami ve Hayat” teması ile kutlanacak.

Camiler ve Din Görevlileri Haftası münasebeti ile yazılı bir açıklama yapan Diyanet-Sen Genel Başkanı Mehmet Bayraktutar, İslam medeniyetinin cami odaklı bir medeniyet olduğunu belirterek “Camiyi ve cemaati sevk eden din görevlilerimiz aynı zamanda beşikten mezara hayatın her alanında insanımızın yanındadır. Tüm ömürlerini din hizmetine adayan toplumun önderi konumundaki din görevlilerimizin Camiler ve Din Görevlileri Haftasını kutuluyor daha iyi ve kaliteli hizmet verebilmeleri için yetkili sendika olarak elimizden gelini yapacağımızı bilmelerini istiyoruz” dedi.

Genel Başkan Mehmet Bayraktutar’ın açıklaması şöyle:

Camiler, bulundukları yörenin sosyal hizmetlerinde, devamlı ışıldayan ve çevresini aydınlatan bir kandil gibidirler. Kutsal camilerimiz kadar, bu camilerde görev yapan insanlar da önemlidir. Çünkü toplumumuzda temel insani ve ahlaki değerlerin yaşamasına, toplumumuzun manen yükselmesine önemli katkılar sağlayan, camilerimizin inşa ve imarında rol alan, dünyevi bir karşılık beklemeden büyük fedakarlıklarda bulunan, samimi davranış ve güler yüzleriyle gönüllerini bütün insanlara açan, hikmet dolu sözleri, dinlendirici hoş sohbetleriyle büyük, küçük herkesin gönlünü kazanan ve görev mahallerinde büyük azim ve gayretle dini hizmetleri en güzel bir şekilde sunmaya gayret eden Din Görevlilerimiz, bu şerefli hizmetleriyle Peygamberimizin varisleri olmuşlardır.

Efendimizin Medine’de inşa ettirdiği Mescid-i Nebevi ile mabet, hayatın merkezine yerleşmiş, idare, eğitim ve öğretim merkezi gibi değişik amaçlar için kullanılmışsa da asli fonksiyonu olan ibadetgâh oluşunu hiçbir zaman kaybetmemiştir. Bünyesinde topladığı hizmetler giderek mescidin kapasitesini aşınca külliyeler doğmuş, böylece mescit, birçok müessesenin kendisinden kaynaklandığı bir ana müessese olmuştur.

İslami hayatın merkezini ubudiyet oluşturur. Tevhit inancının toplum ve şehir anlayışına yansıması, kulluk merkezli insanların, insan merkezli camilerin, cami merkezli şehirlerin ortaya çıkmasına, İslam medeniyetinin bu minvalde şekillenmesine vesile olmuştur. İslam cemiyetinde hayat, cami ekseninde deveran eder. Kanın kalpte toplanıp temizlenerek tekrar vücuda dağılması gibi camiler, toplumu kendi bünyesinde arındırarak tekrar hayatın içine gönderir.

Yüce Allah (CC) “Allah'ın mescitlerini, ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder…” (Tevbe, 9/18.) buyurmaktadır.

Ayet bize “Mescitlerin fiziki imarı esastır, evet, ancak bu imarı gerçekleştirecek kişiler öncelikle dinin şeairine gönülden bağlı kişiler olmalıdır.” mesajını da verir. Zihni, bedeni ve ruhuyla insan önce kendini imar etmeli, sonrada camileri, mescidleri…

Cami ve çevresinin mimari düzenini oluşturanlar, camilerde görev yapan din görevlileri, camilerin gerçek sahibi olması gereken müminler ve tabii ki kurumsal sorumluluk sahibi olanlar el birliği ile camilerin sadece şehrin değil hayatın da tam ortasında olabilmesi için elinden geleni yapmalıdır.

Özellikle kadın ve çocuklar açısından problem oluşturan tutum ve davranışlar konusunda önlem alınmak durumundadır. “Allah’ın kadın kullarını mescitten alıkoymayın.” (Müslim, Salat, 136.) buyruğuna rağmen yanlış algı ve uygulamalar nedeniyle camiler zaman içinde ilk dönemlerdeki sosyal fonksiyonlarını kaybettikleri gibi kadın cemaatini de kaybetti. Çocuğun ağlama sesini duyunca kadını mescitten alıkoyma yerine namazı kısaltmayı tercih eden peygamberin ümmeti olarak aynı hassasiyeti bizler de göstermeliyiz.

Mescidin asıl fonksiyonu mabet olmakla birlikte ikinci temel fonksiyonu da eğitimdir. Mekânın buna göre düzenlenmesinin en eski örneklerinden biri de Hz. Meryem’in içinde yetiştiği Mescid-i Aksa’dır. Hz. Peygamber’in Darü’l-Erkam’dan başlayıp Suffa’ya uzanan uygulamaları mekândan çok insana yapılan yatırımın en güzel örnekleridir. Tarihimiz boyunca canlı tutulan cami merkezli eğitim sürecini kadın-erkek-çocuk ve gençler için çeşitlendirerek artırmak, canlandırmak; vakit, cuma, teravih ve bayram namazlarını canlandırmak kadar önemli.

Bu vesile ile “ Camileler ve din görevlileri haftasının insanımız ve toplumumuz, din hizmeti veren din görevlileri için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyor, camilerimizin eksiklerinin, din görevlilerimizin sorunlarının giderilmesi konusunda olumlu ve güzel adımların atıldığı hayırlı çalışmaların yapıldığı bir hafta olarak değerlendirilmesini diliyoruz.

7 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam2
Toplam Ziyaret424201
ÜYELİK

DİYANET TV
SİTE MENÜSÜ